2026 Doğu Batı Kampı
Kampın Organizasyonu
Kamp tarihi: 1. devre 4–10 Ağustos 2026 tarihlerinde Lüleburgaz Yıldızları Kadın Akademisi’nde,
2.devre 25–30 Ağustos 2026 tarihlerinde Güneşane Vakfı’nda gerçekleştirildi.
Kamp ekibi: Eylem Kızar ve Hüseyin Deniz’in 1. devrede, Oya Bengü Öztürk ve Halil Avcı’nın 2. devrede koordinatör olarak görev aldığı kamplarda ilk devreye süpervizör olarak Sedat Gündoğdu da katıldı. DBK Genel Koordinatörü olan Nensi Güzeliş ve yardımcısı Selin Selim ise 2 devre de bulundu.
Ayrıca ekipte 12 Türk, 7 yabancı gönüllü görev aldı.
Katılımcılar: 1. devrede 13 farklı şehirden ve 5 farklı ülkeden 29 kişi,
2. devrede ise 14 farklı şehirden ve 5 farklı ülkeden 25 kişi katıldı.
KAMP PROGRAMI
Etkinlikler ve Öğrenme Alanları
Katılımcıların kendilerini keşfettikleri, toplum içindeki rollerini gözlemledikleri, farklı kültürleri deneyimleyerek öğrendikleri ve tüm bunları yaparken keyif aldıkları çeşitli etkinlikler düzenlendi. Bu etkinlikler; tanışma oyunları, takım olma oyunları, spor aktiviteleri ile müzik, drama ve edirnekâri gibi sanat çalışmalarıyla zenginleştirildi.
Kültürler Arası Paylaşımlar ve Sunumlar
Gönüllüler ve katılımcılar, kendi gözlerinden ülke/şehir sunumları yaparak farklı kültürler hakkında bilgi edinilmesini sağladılar. İlk devrede aramıza katılan ÇEKÜL Vakfı da doğa ve kültür üzerine gerçekleştirdiği atölyelerle kampın paylaşım alanına kendi deneyimini taşıdı. STK Fuarı ile, gönüllülüğü onurlandırdığımız kamp ortamına katkı sunan sosyal sorumluluk proje sunumları da her yıl olduğu gibi bu yıl da gerçekleştirildi. Bu sayede birçok STK hakkında farkındalık kazanıldı.
Müzik Atölyesi
Ekibimizden Oğuzhan Kılınç, Müzikist Derneğinin desteğiyle kampımıza kattığı African Polifonik Atölyesini bu sene de düzenledi ve müziğin birleştirici ruhuyla akıllarda yer eden bir birlikte üretim deneyimi yaşandı.
Sosyal Etki Çalışması
Nensi Güzeliş, geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu sene de odak çalışmaları yaparak sosyal etki çalışmalarını sürdürdü.
Dil Bariyerini Aşma Yöntemleri
Yabancı dil nedeniyle oluşabilecek iletişim engellerini önlemek amacıyla atölye ve aktivitelerde anlık çeviri ve peşi sıra çeviri yöntemleri uygulandı. Bu yöntemler sayesinde dil bariyeri ortadan kaldırıldı ve katılımcıların dil becerilerini geliştirmelerine olanak sağlandı.
Kamp Hakkında Söylenenler:
Öz güvenim, öz farkındalığım, empatim, sosyal becerilerimin geliştiğini söyleyebilirim. Kültürel farklarımızı anlama ve benimseme, saygı duyma konusunda yardımcı oldu. Bu konuda zaten iyi hissediyordum çünkü yabancı birçok arkadaşım var, ama destekleyici oldu ve çok eğlendim bu 6-7 günde. Unutamayacağım deneyimler edindim, vazgeçmemeyi, korkularımın üstüne gitmem gerektiğini öğrendim.
Empati, genel manada hafif patavatsız olarak görürüm kendimi. Kampta bu kısımla ilgili karşımdakilerin hislerini daha fazla önemseyerek konuşmanın iletişimsel olarak daha fazla tatmin ettiğini gördüm.
En büyük kazanımım tabii ki insanlar oldu. O kadar güzel insanlar tanıdım ve gönül bağı kurdum ki sanki yıllardır birbirimizi tanıyor gibi samimiyet yakaladığımızı düşünüyorum.
İngilizce konuşma konusunda özgüvenim arttı. En büyük kazanımım ise insanlar oldu. Herkesten ufak tefek, ortamda satmalık bilgiler edindim. 🙂 Hülya Hanım bana ilham oldu; gerçekten her şeyin kafada bittiğinin bir ispatı gibi. Yaşam enerjisine, giyim kuşamına ve bilgi seviyesine hayran olmamak elde değil. Motivasyonumu ve optimistliğimi ben de yıllarca bu kadar diri tutmak istiyorum. Bana bir sürü gönüllülük projesi kattı, bir kısmını not ettim ve başvuracağım. Mesela Almanlarla ilgili de birbirinden ilginç bir sürü bilgi öğrendim. “Çok okuyan mı bilir, çok gezen mi?” demişler. Bence en çok DBK’ya katılan bilir. 🙂 DBK, bakış açımı genişletti ve bana farklı bir vizyon kattı. Sunduğunuz tüm imkânlar için teşekkürlerimi sunuyorum.
Farklı kültürlerden insanlarla etkileşim kurmayı, grup dinamiğini, kendimi daha rahat ifade etmeyi ve farklı bakış açıları kazanmayı öğrendim.
Zaman yönetimini, özsaygı ve özgüvenimi geliştirdiğimi, kendi fikrimin de değerli olduğunu öğrendim.
Veda gecesi, Kültür Gecesi, aslında her gece çok şahaneydi. Ama benim en çok etkilendiğim an, veda gecesinde herkesin sanki Eurovision’a çıkacakmış gibi bir hazırlık içine girip işini çok ciddiye alması ve müthiş işler çıkarmaya çalışmasıydı. Kısa sürede böyle bir dinamik sağlayıp yıllardır aynı takımda bir şeyler yapan insanlar gibi olmalarını fark ettiğim bir an vardı. Kendimi de çok ait hissettiğim bir andı. Herkes kendine düşen inisiyatifi aldı, yer yer karmaşıklıklar olsa da çok iyi yönetti.
Yabancı gönüllülerimizin her biri çok güzel yürekliydi. Arada dil, din, inanç yahut ne varsa artık hiçbirini birer bariyer olarak hissettirmediler. Aktif bir şekilde bize katılmaları ve sohbetleriyle zihnimin en güzel yerlerinde kalacaklar.
O kadar çok aklımda kalan, etkileyici anı var ki seçebilmek namümkün. Ama giriş ve çıkış kısımlarındaki seremoniler çok özel hissettirdi. Hoş geldiniz şarkısı, her katılımcıya teker teker yapılması… İlk başta şaşırtıyor, sonra ne yapacağını bilmiyorsun falan. Ama şimdi dönüp bakınca, her katılımcıya özel olarak gidilmesi insanı değerli hissettirdi. Aynı şekilde çıkış seremonisi de. Herkesle vedalaşırken, sarılırken sıkı sıkı sarılınması… Sarılma işine çok alışık değilim ama o kadar huzurlu hissettim ki o anda.
Mükemmeliyetçiliğimi azalttığım, “yeterince iyi” kavramına inanmaya başladığım bir kamptı. Kendimi rahat hissetmediğim konularda geri çekildiğim anlar oldu ve aslında geri çekilme nedenimin düşük benlik sevgisi olduğunu fark ettiğim bir kamp oldu. Şimdiye kadar birçok kampa katıldım. Daha önceki kamplara kıyasla en çok tekrar gelmek ve ekibin bir parçası olmak isteyeceğim kampın bu olduğunu fark ettim. Belki ilk katıldığım kültürler arası kamp olduğu için bana ev gibi hissettirdi, bilmiyorum. Ama hiç yargılanmadığım, ırkçı yaklaşımların olmadığı, güvenli bir alan bulduğum için kendimi insan gibi hissettiğim bir yer oldu.
Kolektif yaşamın nasıl daha iyi olabileceğini öğrendim, beraber hareket etmek ve bir şeyler paylaşmak sosyal becerilerimi daha da güçlendirdi.
Bu kampta kazanımlarım o kadar dolu dolu, hem duygusal hem öğretici oldu ki kelimelerle açıklamak zor. Kurduğumuz dostluklar, öğrendiğimiz yeni kültürler, hayat tecrübeleri, yeni STK’lar, hayat hikâyelerimiz ve unutulmaz kamp tecrübeleri ile kopmayacak, yıllarca hatırlanacak bağlar kurmuş olmak inanılmaz hissettirdi.
5 gün gibi kısa gözüken ancak kamp akışı sayesinde dolu dolu geçen bir süreçti. Gönül isterdi daha uzun kalalım, daha çok atölye ve etkinlik yapalım. Her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi bu sürecin de maalesef bir sonu vardı.







